ÜLKE VE MİLLET OLARAK BİZLERE NE OLDU ?

15:40:55 | 2019-09-06
Osman İkinci
Osman İkinci      osman.2@mynet.com

Son zamanlarda artan kadına şiddet , çocuk cinayetleri, çocuk istismarları, kaçırmalar, tecavüzler, cinayetler, tacizler  artış göstermektedir. Sayın Başkan , şu açıklamayı yapmıştır: “benim gönlümde bu vahşetleri yapanlar için idam diyor,  meclis gönderir ise hemen onaylarım ” Dedi.  Devlet  yasalarla idare edilir, yasaları meclis çıkarır ,ancak AB   uyum yasaları buna müsaade etmez. Bu tür cinayetlerin ve vahşetlerin suçlarını ise yüce Allah(c.c) kitabında “kısas” emrediyor. Bununla ilgili şu ayeti arz etmek isterim. “ey iman edenler! Öldürme de kısas size farz kılındı. Hüre Hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.” (Bakara Suresi-178) ve yine Yüce Allah, “ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz” (Bakara-179). İşte bu vahşetleri işleyenlere kutsal kitabımız Kur-an’ı Kerim cezaların nasıl verileceğini bizlere bildirmiştir.

 Fert olarak, toplum olarak ve aile olarak ruh sağlığımızı bozan bu olaylara karşı neler yapmalıyız? Yaşanan bu toplumsal felaketleri ve toplumsal cinnet geçirmeleri nasıl frenleyeceğiz? Nasıl durduracağız? Mal, can ve namus emniyetimiz nasıl korunacak Ve güven tesis  edecek? Geçirmekte olduğumuz maddi, manevi ve ahlaki erozyonun durdurulması ve sebepleri üzerinde ivedilikle durup cevaplar ve çözümler bulmalıyız. Unutmayınız ki suçlular ve tabutlar küçüldükçe, yüreğimizdeki ağrı ve sancılar büyümektedir!

Nedir bu vahşetler? nedir bu ibretlikler !!

            Ülke ve millet olarak bir yerlerde yanlışlıklar yaptık. Neydi bu yanlışlıklar? Maneviyat eksikliği, huzursuzluklar, ahlak buhranı, yarınların belirsizliği, ekonomik sıkıntılar ve insanları canavarlaştıran ve ekonomik bir meta haline getiren düşünceler ve davranışlar. Dışa bağımlılık ve gereğinden fazla birilerine güven duyma.  Diğer taraftan toplumun adalete ve hukuka karşı güvenin azalması ve güvenmemesi bu olayları tetikleyen sebeplerin başında yer alan sebeplerden bazılarıdır.Toplumumuzu yabancı kültürlerin tahribatından, medyanın;yazılı görsel ve işitsel yaptıkları vahim hatalar sanal medyanın, cep telefonlarının bu olayları duyurmada ve yaygınlaştırmada oynadıkları olumsuz katkılar. Bakınız bu konuyla ilgili bir yabancı neler diyor, ibretle okuyalım. “Müslümanların her şeyini bozduk, yok ettik. Dinleri, inançları, dine bağlılıkları ve insani duyguları yok oldu. Onların milli ve manevi değerlerini Batı medeniyeti (!) potasında eriterek kendimize benzettik! 14 asırlık dinlerini, itikatlarını, ibadetlerini tartışılır hale getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük.” (Lois Massignon) bu ihanetler sadece, bedenleri almadı aramızdan, ihanetlere meydan okuyan yüreklerede de tahribat yaptı.  

Bu vahşetlerin durdurulması ve çözümü için öneriler : Devlet ve tüm kurumları yeniden formatlanmalıdır.

            Bir kere bu işler sözle ve iyi niyetle yürümedi, yürümez. Çözüm de başta eğitim tam olacak ondan sonra adalete olan güven yerine gelecek, kanunların caydırıcı ve uygulayıcı sonuçları olacak. Derin bir tefekkür, güçlü bir irade, adalete, hukuka ve kanunlara yüksek bir güven ve yüksek bir imana ihtiyaç vardır. Fert, aile ve toplumda samimi olarak, sevgiyi, maneviyatı, ahlakı, hoşgörüyü, hakkı, hukuku el üstünde ve tartışmasız olarak gerekenleri yaparak yerine getirebiliriz. Bu konuda iktidarı, muhalefeti, kurumları, anne- babaları, yöneticileri, üniversiteleri, bilim adamlarını, diyanet işleri başkanlığını, RTÜK’Ü ve medyayı bu konularla ilgili görevlerini aksatmadan ve harfiyen yerine getirmeleri için zorlamalıyız ve demokratik olarak uyarmalıyız. Bu konularla ilgili artık içi boş laflara,  yazı yazmalara ve konuşmalara ihtiyaç yoktur. İhtiyacımız bu olayları frenleyecek eylem planları yapılmalı, sorunlular belirlenmeli ve derhal tatbikata geçilmelidir. Eğer bir devlet varsa, bir hukuk varsa, bir kanun varsa ve bir meclis varsa bu olayları mahşer gününe bırakmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Artık zaman harekete geçme ve çözüm zamanıdır. Yetkililerimiz artık” idam “tartışması açmak yerine ki içi boş,kamuoyunu meşgul etmek gibi hedefe yöneliktir,üstelik üçüncü kez dillendirilmektedir.Devletin bütün kurumları ve bilim insanlarımız harekete geçirilmelidir.Sözün bittiği yerdeyiz.

 




ETİKET :  

Tümü