Türkiye’de Makam Sahipliği(!)

15:04:12 | 2019-03-01
FATMA AYDEMİR
FATMA AYDEMİR      fatma.aydemir@kayseristarhaber.com.tr

Makamların insanlara değil, insanların makamlara şeref kazandırdığı günümüz dünyasında; şeref kavramını sorguluyoruz son günlerde. Çocukluğumuzun “top mu kale mi” tartışması yerini, “halı saha benim mi senin mi” tartışmasına bırakıyor. Bunu savcı ve öğretmenlerin yapması da karşı bina çocuklarına olan düşmanlığı anımsatmıyor değil. Bir savcının tahsis etmekle yükümlü olduğu hukuku ayaklar altına almasına mı yanalım, yoksa öğretmenleri ve onurunu yok saymasına mı? Ne yazık ki Liyakat, sahip olduklarına layık olamayanların dünyasına doğru evirilip gitmekte… 

Dün akşam saatlerinde Diyarbakır Çermik’te yaşanan olay Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Olay iddia edildiği gibi vukuu bulmuşsa ve MEB’in açıkladığı gibiyse Savcı, gücünü ve kolluğu şahsi işinde, hukuksuz bir biçimde kullanmıştır. Yaşanan tartışmalar neticesinde şahsen öğretmenleri bu konuda suçlu buluyorum. Kabahat öğretmenlerde(!) Eğitim öğretimin ne demek olduğunu öğretememiş olmak bugün bu olayın yaşanmasına neden olmuştur! Savcı da olsa, temel eğitim öğretim derslerini vermek ne de olsa öğretmenlerin yegâne temeliydi! “okuyamamışsın demedim oğlum. Adam olamamışsın” diyen baba misali.

Ülkemizde bazı meslek grupları için sadece diploma ve sınavlar kişileri seçmede ölçüt olmamalı mesela. Hakkaniyet, vicdan, sağduyu, görev bilinci vb. kriterlerde dikkate alınmalı. Tecavüzcüyü salıveren, ancak haksız olduğu halde halı sahada maç oynayan 14 öğretmeni gözaltına aldıran bir makamdan bahsediyoruz. “Türkiye’de demokrasiyi üst lige çıkardık” derken bundan mı bahsediyorlardı acaba? Yetki ve güç sarhoşluğunun zıvanadan çıktığı yepyeni bir lig! Tam da ihtiyacımız olan… Adaleti çiğneyen ve vicdanları acıtan o müthiş demokrasi! Bu olay Türkiye’ deki oligarşik(!) yönetimin emarelerinden sadece birisidir. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunun geçerli olduğunun binlerce kanıtından sadece birisidir. Öğretmenlere reva görülen muamele Türkiye’nin aynasıdır. Geldiğimiz noktadan hareketle öğretmenlere ve öğretmenlik mesleğine saygının kalmadığı noktadayız. Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu düzenin sağlanması bu ülke için şarttır.  Savcı – öğretmen olayı ne bir ilktir ne de son olacaktır. Hukukun üstünlüğünü savunanlar, hukukun üstünlüğünü kendi amaçları için kullandıkları sürece bu devran böyle devam edecektir.




ETİKET :  

Tümü