Sağlık İçin (Değer)!!!

09:18:09 | 2019-04-05
FATMA AYDEMİR
FATMA AYDEMİR      fatma.aydemir@kayseristarhaber.com.tr

Değer bazlı sağlık hizmetinin ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Hani şu ülkemizde giderek önem kazandığı vurgulanan sistem. Tüm canlıların gereksinim duyduğu hizmetlerin başında gelen, ancak asıl amacı dışına çıkıp birer ticarethaneye dönüşen! Rekabetin böylesine pes dedirten bir yöntem…

Türkiye’de ilaç sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 300 firma bulunmakta ve Türkiye dünyanın en önemli 15 ilaç pazarından biri konumunda. Pazarlama iş tanımının ne yazık ki günümüzde büyük bir bölümünü tıbbi mümessiller oluşturmakta. Firmaya ait ilaçların tanıtımını ve pazarlamasını yapan mümessillerin “sağlık için değer” anlayışı, Türkiye’nin sağlık alanında uygulamaya çalıştığı politikalar ile çokta uyuşmuyor sanki. Gereksiz ilaç kullanımının Türkiye’de giderek artmasının nedeni; yıllar önce mümessil mesleğinin denetim altına alınması konusunda açıklamalarda bulunulup, gerekli müdahale ve denetimlerin yapılmamasıdır. Pazarlamanın sağlık alanında bu kadar ön plana çıkması ve insan sağlığının bu denli ucuzlatılması “kirlenmek güzeldir” projesinin kamera arkası mı yoksa!

İlaç sektörü istihdamının büyük bir bölümünü oluşturan mümessillerin yaşadığı sıkıntılar ise bu işin cabası. Firma baskısı ve kota sorunları nedeniyle insanları ve hastaları birer denek olarak görmek oldukça sıkıntı veren bir iş olsa gerek! Etik olmayan tutumların oldukça yaygın olduğu bir işleyişin parçası ve uygulayıcısı olmaktan ne derece memnunlar bilinmez. Bu sektörde yalnızca ilaç mümessillerini günah keçisi ilan etmekte doğru olmaz. Doktor, eczane ve mümessil üçlüsü şu günlerde bana bermuda şeytan üçgenini anımsatmıyor değil! Dünyada enerji ve silah sektörünün ardından 3. Büyük sektör durumunda olan sağlık, el birliği ile diğerlerinden çok daha zararlı ve savunmasız konuma ulaşmakta. İnsan sağlığının bir bilinmezlik içerisinde kayboluşu ise oldukça acımasız. Doktorlara ve eczanelere el altından fiş okutmalar, rüşvet vermeler, yedirip içirmeler sağlıkta kaçıncı boyut? Peki ya doktorların ve eczanelerin de bu duruma göz yumuyor olması… Hangisi daha acı? Doktorun yazdığı ilacın gerçekte ihtiyacımız olan ilaç mı yoksa mümessili için mi yazdığı konusunda kime, nasıl güvenmeliyiz? Bu mesleği ve işbirlikçilerini kişisel ve karşılıklı çıkar ilişkisi olarak nitelendirmek çokta ağır bir eleştiri olmaz diye düşünüyorum. Kutu başı verilen nakit paraların, özel istek ve ihtiyaçların karşılanmasının, tatil ve giyim çeklerinin, kongre masraflarının giderilmesinin karşılığında; bozulan insan sağlığının hesabını kim, nasıl verebilir? İlaç sektörünün sağlık değil de ticaret merkezli ele alınışı; çalışanların karakter aşınmasına, gereksiz reçete edilen ilaçların da en büyük alıcısının devlet olması nedeniyle maliyetin toplumsallaştırılmasına neden olmakta. OECD açıklamasına göre, gereksiz antibiyotik kullanımında bile dünya birincisi olan Türkiye’nin bu duruma dur dememesinin nedeni rezaletten başka nedir? Sözde antibiyotik kullanımı kısıtlandı ve reçetesiz verilmemeye başlandı… Ne politika ama! Doktor önermedikçe eczanelerden alınamayan antibiyotik uygulaması karşılığında her 10 reçeteden 3’ünde antibiyotik çıkması; mümessil ile doktor arasındaki “sağlık için değer” anlaşmasından kaynaklanmakta. Yanlış anlamayın tabii ki de değerden kasıt insan sağlığı(!)

Sağlık Bakanlığı bu konuda ciddi yaptırımlar gerçekleştirmeli. İnsan hayatının ve sağlığının bu bilinmezlik “çıkar kurmacasına” teslim edilmesine dur denmeli. Etrafımızda huzurumuzu, birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışan hali hazırda vatan hainleri varken; kendi vatandaşlarımızın sağlığını bu denli basite indirgemek takdir ediniz ki Türk Milleti’ne yakışmamakta. Bir ulusun hasta olması ne fena yıkımlar getireceğinin göstergesidir. Dolayısıyla mümessilleri, eczacıları ve doktorları bu sisteme zorlayan ve sürükleyen piyasaya yetkililer tarafından denetimler arttırılmalı. Unutmamalıyız ki  “Devlet olma savındaki siyasal kuruluşların en 1. görevi, halkının sağlığı ve sağlamlığı..” dır. (Mustafa Kemal Atatürk)

 



Zülkif Köroğlu
Yazılarınızı beğenerek okuyoruz. İyi çalışmalar dileriz.