PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN!

16:53:49 | 2019-10-02
FATMA AYDEMİR
FATMA AYDEMİR      fatma.aydemir@kayseristarhaber.com.tr

Çocuk, genç, yaşlı. Elbette herkesin ortak değerleridir geleneksel sporlar ve oyunlar. Uzuneşek, körebe, misket, yakan top, ip atlama, çivi, tüf tüf, birdirbir, gazoz, seksek, çelik çomak, çember çevirme, istop, saklambaç, mendil kapmaca hemen şu an aklıma gelen eski çocuk oyunlarından. Vatandaşlarımıza göre, ülkemizde peş peşe yapılan iki festivalin güzelliği karşılıyor bizleri. Biri Teknofest, diğeri Etnospor. Biri gökler, diğeri kökler. Geçmişle bağı koparmadan geleceğe yürümenin, “İstikbal köklerdedir.” demenin daha güzel bir yolu olamazdı herhalde. Evet, evet olamazdı. Peki ya yılda bir kez düzenlenen festival, geleneklerimize ne derecede sahip çıkıyor? Ya da ne derece gerçek geleneği yansıtıyor? Gelenek, “gelen-e-ek” demektir ve gelene ek yapamadığımız hiçbir modernde başarı söz konusu değildir.

17 ülke, 960 sporcu, 180 etkinlik ve 1 milyon ziyaretçi ile Etnospor 2019 Kültür Festivali, bizlere kapısını açıyor. Geleneksel oyunların geniş kitlelerle buluşmasına katkıda bulunan festivalin 4.’sü 3-6 Ekim tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek. Etnospor, oyunun giderek endüstrileştiği günümüzde, geleneksel kültürlerden süzülüp bugüne dek ulaşan, içerisinde yerel kimliklere has pek çok öğe barındıran sportif etkinlikleri ifade eden kapsayıcı bir terim niteliği taşıyor. Sözde bu kadar çok önem verdiğimiz değerlerimizi özde yine bu kadar değer vererek yok ettikten sonra yapılan festivaller kime ne fayda sağlayacak tartışılır. Günümüzde, çocuk oyunlarına duyulan ilginin azaldığı aşikâr. Kentleşme arttığı için oyun alanları azaldı, oyun parkları yerini iş yerlerine bıraktı. Çocuklar için ayrılan alanlar ise çok kısıtlı ve bakımsız olduğundan oyun oynayacak yer bulamayan çocuklar evlerinde oynamaya başladı. Bununla birlikte, bilim ve teknolojideki gelişmeler çocuk oyunlarını da etkiledi. Mahalle aralarında, kapı önlerinde heyecanla oyun oynayan çocukların sesleri duyulmaz oldu. Çocuklarımızın oyunları ve oyuncakları değişti, tek başına oynadıkları sanal oyunlara bağımlı hale geldiler. Çocuklar, okul dışındaki vakitlerini sosyalleşmesine katkı sağlayacak kültürel faaliyetler yerine duygusal paylaşımın ve karşılıklı iletişimin olmadığı, galibiyetin sevincini, yenilginin üzüntüsünü paylaşamadığı sanal bir dünyaya bağımlı oldular. Sokaklarda oynanan çocuk oyunlarının yerini bilgisayar oyunları aldı. Hiçbir sıcaklığı olmayan bu oyunlar ise çocukları saldırgan, beceriksiz, fiziksel olarak yalnız ve sosyalleşmekten uzak bir hale getiriyor. Hal böyleyken yılda bir defa düzenlenen, geleneksellik kisvesi altında gerçekleştirdiğimiz festivaller, kaybolan çocuk düşlerinin ve dünyasının fakir tesellisi olmaya başladı. “Önce çocuğun duyu organları eğitilmelidir. Bu da ancak oyunla olur” algısı önemini yitirmiş; insanlara iyi davranmayan yıllar, oyunlara da acımasız yüzünü göstermiştir.

Organizasyonun başrolündeki isim olarak sahneye çıkan Bilal Erdoğan ise konuşmasında “Anadolu’nun geleneksel sporlarını kendi milletimiz nezdinde güçlendirmek, popülerleştirmek, tanıtmak istiyoruz…  21. yüzyıl Anadolu Müslümanlarının asrı olacak” gibi ifadelerle bu fazlasıyla “Türk” temalı buluşmanın bir Türk-İslam sentezi olduğunu ne yazık ki “Türk” demeden dile getiriyor.  Bana sorarsanız farklı etnik grupların üzerinde bir kültürel hegemonya oluşturulmaya çalışılıyor. Hal böyleyken, İçerisinde gayrimüslim olmayan, Türk olmayan, Müslümanları ise kültürel karakteristiklerini yok sayarak kapsamaya, eritmeye çalışan aklın, bizlere sirk gösterisi izletmeyeceğinin garantisini veremiyorum.  Azim, kararlılık ve mücadele için başlatılan slogan: “pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” algısının farklı amaçlar için kullanılmayacağı ise en büyük temennimizdir. 




ETİKET :  

Tümü