Duyduğum değil ..! Gördüğüm ve tanıklık ettiğim gerçekler..!

10:19:52 | 2019-08-20
 Canan Bayram
Canan Bayram      canan.bayram@kayseristarhaber.com.tr

Bir insanın bu dünyadan göçüp gitmesi üzücü, bir meslektaşınızın, birlikte mesai yaptığınız arkadaşınızın, daha dün konuşup dertleştiğiniz dostunuzun zamansız vedası ise elbette daha acı...

Ne kadar konuşursak konuşalım, ne kadar yazarsak yazalım gideni geri getirmemiz mümkün değil.

Mehmet kardeşimizi kaybettik geçtiğimiz hafta...

****

Mesleğe birlikte başladığım iki-üç arkadaşımdan birisiydi Mehmet Tuna...

Geçen 30 yıllık süreçte birbirimize olan bakışımız, duruşumuz, mesafemiz hiç değişmedi.

1990’da kısa bir dönem Anadolu Haber’de mesai yaptık, sonrasında farklı yerlerde ekmeğimizin peşinden koştuk. Hiç bir zaman da karşı karşıya gelmedik.

Tuna zaten mülayimdi, kimsenin tavuğuna kış demeyen emekçi bir kardeşimizdi, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, rabbim gittiği yerde mahçup etmesin...

Cenazesine gittim...

Babasına, kardeşine oğluna, ailesine taziyede bulundum.

****

Hüzün kokan yazıları kaleme almak tarzım değil, hele gidenin ardından konuşmak da pek doğru değil.

Ancak kardeşimizin vedasının ardından konuşanlar, yazanlar-çizenler, haktan adaletten söz edenler, yön gösterip; bu vedayı başka yönlere çekip hedef saptıranlar var...

Bu nedenle yaklaşık 15 aydır gözümle görüp, kulağımla işittiğim, tanıklık ettiğim olayların bu vedanın ardından birilerince  başka taraflara kaydırıldığını görünce;

Vicdanı olan her birey gibi sizlerle paylaşmak için bu yazıyı kaleme aldım...

****

Birileri Mehmet Tuna’nın haklarını alamadığı için, hatta haklarının kasıtlı olarak verilmediği için  böyle sonuçlandığını iddia ediyor.

 

Mehmet kardeşimizin uzun yıllar mesai harcadığı Kayseri Star Haber Gazetesinde 05.06.2018 tarihinde Yazı İşleri Müdürü olarak göreve başladım. Gazetenin kurucusu Ali Ceran’ın vefatından sonra başlayan süreçte gazetenin ve çalışanların durumu zaten sıkıntılıydı, sadece Kayseri Star Haber Gazetesi değil, 2 yıl önce de, şimdi de bütün gazetelerin durumu malum.

****

Benim göreve başladığım tarihten aylar öncesinden Mehmet ve diğer arkadaşlar kendi istekleri ile gazeteden ayrılmışlardı.

Halen birlikte çalıştığımız Davut Güleç’in ifadesiyle ‘ayrılma, bırakma, gitme’ demesine rağmen kendi isteğiyle, gördüğü lüzum üzerine işten ayrıldığını öğrendiğim Tuna, sonraki süreçte de gazeteye geldi, görüştük, konuştuk.

Tazminatını alması konusunda dostane tavsiyede bulundum, hatta bazı dönemlerde Davut Güleç’i arayıp da gazeteye uğradığında defalarca benzer konuları konuştuk, ama olmadı.

****

Gazetenin devri aşamasında Ceran ailesinin mağduriyetinin giderilmesindeki gösterdiği çabanın yanı sıra çalışanların haklarının verilmesi konusunda şimdiki cemiyet Başkanı Veli Altınkaya’nın hassasiyetini gözlerimle gördüm.

Mehmet Tuna’nın yaklaşık 28 bin TL alacağına karşılık 30 bin TL teklif edildiğini, diğer arkadaşlara da kanuni olarak hak ettikleri tazminatlarını Ceran ailesiyle görüşüp yeni şirketten temin ettiği evrakları muhataplarına iletmek isteyen de Veli Altınkaya’dır.

Ancak Mehmet dahil, diğer arkadaşların ekstra talepleri, geçmiş dönemlere ait birikmiş maaş alacaklarının olduğunu iddia etmeleri uzlaşma zeminini ortadan kaldırmıştır..

****

Örnek vermek gerekirse aynı arkadaşlardan birisinin sırf 70 bin lira maaş alacağının olduğunu söylemesi gibi.

Asgari ücretli yada bir tık üzerinde maaşla çalışan bir arkadaşın sırf 70 bin lira maaş alacağının olduğunu iddia etmesinin, imzalanan bordro ve banka dekontlarına rağmen böyle bir talepte bulunması, gazete sahibinin vefatı da göz önünde bulundurularak izahı yada ispatı mümkün değildir.

Muhatabı olmadığı için, teyide muhtaçtır.

Zaten 70 bin TL maaş alacağı olduğunu söyleyen de gazetenin kuruluş aşamasından devrine kadar çalışanların maaşlarını ödeyendir.

Dolayısıyla tazminatı haricinde 70 bin lira maaş talebinde bulunan da Mehmet ve diğer arkadaşlarda hukuki yollara başvurarak haklarını arama yoluna gitmişlerdir.

****

Aynı gazetede çalışan Yüksel Yıkılmaz haklarını alırken, aynı gazetenin matbaasında çalışan Ahmet Kahveci haklarını alırken Mehmet Tuna’ya hakkının kasıtlı olarak verilmediğini söylemek ağır bir vebaldir.

Kaldı ki o süreçte dava açan arkadaşlardan Sümbül Altunbaş şu an aynı gazetede çalışmaktadır.

Mehmet ile zaman zaman gazeteye gelip çay kahve içip yemek yedik, tazminatını alabileceğini söyledim.

Ben ya da Veli Altınkaya resmi olarak muhatap olmamamıza rağmen Ceran ailesi adına tazminatlarına mahsuben ödeme yapabileceğimizi söyledim ama Mehmet yine kabul etmedi.

Alanya’ya gitti, önce bir dergide sonra sektör dışında zor şartlarda çalıştı.

Kayseri’ye her gelişinde uğradı, gazetenin internet sitesi ile ilgili oğlu Mustafa’dan destek istedik.

****

Ama pazılın sonunu çıkmaza sürükleyenlerin iddiasının aksine Tuna’nın ya da diğerlerinin ‘tazminatları ödenmesin’ diye bir düşünce hiç bir zaman itibar görmedi.

Veli Altınkaya’nın elindeki alacaklılar listesinde çalışanların hakları hep birinci maddede yazılıydı.

Bunları gözümle gördüm, not tuttum, hatta o evrakların büyük bir bölümünü muhataplarına teslim etmek üzere ben aldım, olumsuz görüş bildirenlerinkini ise geri iade ettim.

****

Birebir tanıklık ettiğim durum bundan ibadettir.

Acılı ailenin daha sızısı dinmeden, gerçeği bilmeden, görmeden ölüm nedeni olarak hedef göstermek ağır bir ithamdır.

Tuna’nın 1.5 yıl sektör dışında zor şartlarda çalıştığını bile bile kucak açmayanların, derdin var mı? diye sormayanların göçüp gittikten sonra hak arayışına girmeleri de üzücü.

****

Ebediyete intikal eden bir insanın hakkını arama bahanesiyle birilerini zan altında bırakmak ondan nemalanmak yakışık almaz.

Bir kez daha kardeşim Mehmet Tuna’ya rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyor, birilerine de sağduyu çağrısında bulunuyorum.

 




ETİKET :  

Tümü