Ağlayan Ana'dolu

14:49:52 | 2019-09-10
FATMA AYDEMİR
FATMA AYDEMİR      fatma.aydemir@kayseristarhaber.com.tr

Terör.. Ne yazık ki Türkiye için çokta yabancı olmayan bir kelime. Doğu ve Güneydoğu bölgemizde, yüz binlerce insanımızın ölümüne,  yaralanmasına, sakat kalmasına, binlerce ailenin yerinden, yurdundan, köyünden, kentinden, uzaklaşmasına, ulusal ekonominin milyarlarca dolar kaybına neden olan ayrılıkçı terör... Hain terör! En çokta evlatlarını analarından ayıran acımasız terör! Ah Anadolu! Şimdi köşen ağlayan ana dolu...

Çocukları terör örgütü tarafından kaçırılan aileler, HDP Diyarbakır başkanlığının önünde oturma eylemini sürdürüyor. Eylemin bugün 8. günü. Yeni katılımlarla aile sayısı 17'ye yükseldi. Durum içler acısı. Bizim bugün okullara, kütüphanelere, bilime ve sanata taşımak istediğimiz gençleri; ya kirli bir el yakalıyor madde bağımlısı yapıyor, ya da kanlı bir el yakalıyor terör örgütlerine üye yapıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Elbette ki canı yanan, evlatlarına kavuşmak isteyen annelerin biz de yanındayız. Yanındayız demekle yanlarında oluyor muyuz sahi? HDP binasının önünde eylem yaparak, oturarak çocuklarımıza kavuşabiliyor muyuz? Benim bildiğim hacet kapısı, devletin kapısıdır. 8 gündür bu görüntüler ile açıklamalar yapmak, destansı mücadele olarak nitelendirmek, Cumartesi Anneleri ile kıyaslamak, annelerin yanındayız açıklaması yapmayan doğacıları, sanatçıları, siyasileri ve halkı hain ilan edip nidalar atmak hangi çocuğu geri getirdi? Biz bu açıklamaları yaptıktan sonra hangi anne evladına kavuştu? Çareyi başka kapılarda aramak, devletin güç ve kudretini sorgulamaya; karşı tarafı ise nimetten saymaya itmektedir. Bu ülke yıllardır terör illetiyle uğraşıyor. Yıllardır ne çocuk bıraktık bu ülkede canı istendiğince sokakta gezip eğlenen, ne asker, polis, öğretmen bıraktık Doğu’da dilediğince görev ifa eden. Ne mi bıraktık? Canımızdan can alıp şehadete eren; Erenler, Aybükeler, Necmettinler ve niceleri... Canımızdı, ciğerimizdi. Yaktılar canımızı, ciğerimizi. Demem o ki, yüreğin, merhametin, insanlığın siyaseti olmaz. Ateş düştüğü yeri yakar. Annelik bir makamdır, bildiğimiz makamların içerisinde de ayrı ve kutsal bir yanı vardır. Evlât ise ciğerdir, ciğer kolay değildir. 

Kendi ülkemizde, kendi bayrağımız altında, kendi vatan toprağımızda, elimiz kolumuz bağlı, HDP binası önünde oturup beklemek; gerçek vatanseverlerin  seslerinin teröre karşı daha yüksek çıkmasına öncü olmalıdır. Türk milletinin gücü, her ne olursa olsun hiçbir boyunduruğa boyun eğmemektir. Bizim kavgamız milleti ve devleti bölmek isteyen herkesledir.  Tez zamanda, analarımızın bu tepkilerini, o kirli ve kanlı binanın önünden tüm dünyaya daha iyi duyurulması için daha güçlü adımlar atmamızın başlangıcı olmalıdır. Bir Suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık diye övüneceğimize; 40 milyar dolarlık gücümüzle kendi ülkemizdeki terörü kazıyabilirdik. Uyan ey Türk! Kendine dönmeyi dene... Unutma ki “dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgar tayin eder”...




ETİKET :  

Tümü